İşiniz Büyüyor, Peki Elinizde Ne Kalıyor?

İşiniz Büyüyor, Peki Elinizde Ne Kalıyor?

Girişimcilik dünyasında başarıyı çoğu zaman rakamlarla ölçüyoruz.
Kaç müşterin var?
Bu ay ne kadar satış yaptın?
Geçen aya göre ne kadar büyüdün?

Elbette bunlar önemli göstergeler.

Ancak gözden kaçırdığımız başka bir hesap daha var.
Bir ürün satmak için kaç saat çalıştın?
Bir müşteri kazanmak için ne kadar zaman ve para harcadın?
Peki, bütün bunların karşılığında sana ne kaldı?

Çoğu zaman kazancını hesaplarken kendi emeğini göz ardı edebiliyor, zamanını ücretsiz bir kaynak gibi görmeye başlayabiliyorsun.Oysa zamanın, işletmenin sınırsız kaynağı değil.
Her yeni müşteri işini büyütebilir. Ama her yeni müşteri kazancını artırmayabilir.

OECD’nin kadın girişimciliği üzerine araştırmaları, kadınların işletmelerini büyütürken finansmana erişimin yanı sıra ev içi bakım ve sorumluluklardan kaynaklanan zaman kısıtlarıyla da karşılaşabildiğini gösteriyor.

Bu durum bize önemli bir şeyi hatırlatıyor:
Bir işletmenin maliyetlerini hesaplarken yalnızca para ile ödenen bedelleri dikkate almak yeterli değil.
Peki, senin emeğinin maliyeti ne?

Örneğin, bir hizmeti 3.000 TL’ye sattığını düşünelim.
Bu hizmet için iki saat çalıştın.
Ama öncesinde müşterinle görüştün, hazırlık yaptın, teklif oluşturdun ve sonrasında sorularını yanıtladın.Toplamda altı saat harcadın.

Başlangıçta saatte 1.500 TL kazandığını düşünürken, aslında giderlerini henüz hesaba katmadan saat başına elde ettiğin gelirin 500 TL olduğunu fark ettin.

Bu fark yalnızca matematiksel değil.

İşinin gerçekte nasıl büyüdüğünü anlaman açısından da önemli.
Çünkü satışların artarken harcadığın zaman ve emeğin de artıyor olabilir.

Her müşterinin değeri aynı değil.

Bir müşterin sürekli yeni taleplerde bulunuyor, ödemelerini geciktiriyor ve planladığından çok daha fazla zamanını alıyor olabilir.

Bir başka müşterin ise ihtiyacını açıkça ifade ediyor, düzenli çalışıyor ve hizmetini başkalarına öneriyor olabilir.

İki müşterinden aynı ücreti alsan bile işine sağladıkları ekonomik değer aynı olmayacaktır.

Bu nedenle bazen daha fazla müşteri kazanmak yerine mevcut müşteri ilişkilerini iyileştirmek, süreçlerini sadeleştirmek veya hizmet modelini değiştirmek daha anlamlı olabilir.

Peki, sağlıklı büyüdüğünü nasıl anlarsın?

  • Birincisi: Kazandığım müşteriler, işime gerçekten değer katıyor mu?
  • İkincisi: Bu müşterilere hizmet verirken harcadığım emek sürdürülebilir mi?
  • Üçüncüsü: Bütün giderlerimi ve kendi emeğimi hesaba kattığımda elde ettiğim gelir, kurmak istediğim hayatı destekliyor mu?

Bu soruların cevapları sana her zaman daha fazla çalışman gerektiğini söylemeyebilir.
Bazen fiyatlarını yeniden değerlendirmen, bazen hizmetinin sınırlarını netleştirmen, bazen de her fırsata evet dememen gerektiğini gösterebilir.

Çünkü girişimcilikte büyümek yalnızca işini büyütmek değildir.
Kurduğun işin sana nasıl bir yaşam sunduğunu da belirlemektir.

Ve belki de gerçek başarı, takviminin tamamen dolduğu gün değil; işinin sen sürekli çalışmadan da sağlıklı biçimde ilerleyebildiği gündür.

en_GB